Bazı Kadınlar

Bazı kadınlar kırdıkları aynaları yeniden yapıştırırlar
Bazı kadınlar yap-boza alışkındırlar,her defasında çıkarttıkları parçaları olmadık yerlere koymaya çalışırlar.
Bazı kadınlar küfrü sevmez , köpüklü tükürüklerini göstermezler yaraları tuzlanmadıkça.
Bazı kadınlar merdivenleri koşarak çıkar, bazıları o merdivenlerde yarı yolda kalanları sırtlanarak koşar.
Bazı kadınlar hisseder içinde yuva kurduğu 2 kapılı yalnızlıkları. Bazende 2 kapıya döner avuçların sıcaklığı.
Bazı kadınlar gök yüzünü indirdiğinde, yerin yüzsüzlügüne maskesini takarlar.
Bazı kadınlar içlerinden
Bazı kadınlar içtiklerinden ağlarlar.
Bazı kadınlar diriltirler ölü zamanları.
Bazı kadınlar öldürürler en diri aşkları.Bazı kadınlar sol bileklerinde taşırlar sabır boncuklarını.

Bazı kadınlar dokunamaz çarsafları pazar kokan yataklara.

Bazı kadınlar çamura yatar
Bazılarının çamur akar suratlarından.

Bazı kadınlar oynarlar, perdeler üstlerine düşer ummadıkları anlarda.

Yaralanır bazıları. Yarayla anılır bazen dudakları. 

Bazı kadınlar güçlü olmayı sever 
Bazıları güclü olanı…

Bazı kadınlar ölürken geride bırakacaklarına veda eder.
Bazıları sessizce toprağa döner.

Bazı kadınlar tanrı yazar
Bazı kadınlar tanrıya yazar.

Kadınlar, 
Kaybolan kadınlar,
Var olan kadınlar,
Hiç kadınlar,
Çok kadınlar,
Yüzlerinde acıya bırakılmış çizgilerle,
kalplerinde demirden direklerle ağır gelen yükleriyle 
sevişerek,
severek,
söverek devam ederler içsel düşlerine…

Hepsi değil…
Bazı kadınlar anlar beni… 

Bazıları,
Bazen…

eSo*

Reklamlar

Gelecekteki Sevgiliye

Toplamlarını sayamadığım üzerime doğru devrilen anılarım var…

Geceleri omzumdan bastırarak dizlerimin üzerine çökertiyor beni…

Oturduğum yerde, sancılar çekerek iki büklüm oluyorum.
“Anılarım” diyorum.
Anılarımı, yarattığım o ufacık ellerimin emekleri.
 
Yalnızlık saçımdaki örgü kadar karışık artık.
İncinmeyen hiç bir yerim yok.
Sarsıntılar yerle bir olan dünyama acı ekliyor.
Hala devrilmiş sayılmam, hala yaşayabilirim, hala doğrulma çabalarım var benim.
Ölürken küfür edebilecek kadar nefes biriktiriyorum ciğerime. Ve hala adımlıyorum virane anılarımla parmak uçlarımda.
 
Koşup gelsem, sarılarak boynundan öpsem, geçmişi saymasak, hiç üzülmedik farz etsek, hiç kırılmamış gibi yapsam, hiç kırmamak için söz versen belki ihanet ettiğimiz anılarımızdan özür dileyebiliriz sevgili…
 
Geleceğe açılan kapılarımı yüzümüze sertçe vuran insanlara inatla bir ömür de sürse
ben seni, 
beni koruyan tenini,
bir duvar gibi sırtımı yasladığım benliğini,
Ve bizi, bekleyeceğim…
Acele et sevgilim, ilk tren gitmeden yetişelim!
 
eSo*

Gözümün Tuzu

Ağır yenilgiler alarak terk ediyorum kendimi.
Bagışlanamaz hatalarımın affedicisine dönüyor avuçlarım.
Ayak bileklerim üşüyor, göğüslerim parçalanıyor.
Öbek öbek cümlelerini kusuyorum.
 
Bir aşk mektubu yazıyorum şimdi…
Islak bir gökyüzü düşüyor kağıdımın orta yerine.
Harflerim dağılıyor.
Bulanıyorum.
Sis çöküyor masama
Bulutlar keser diyorum.
Kutup yıldızı bile sırtını dönuyor sıkıştığım meridyende.
 
Hiç bir şey fayda etmiyor.
Hıçkırık sesi, hatıraların izi çınlıyor kulaklarımda.
Saç tellerim omuzlarıma ok gibi saplanıyor.
Sesim kısık.
Cam kırık.
Ağlıyorum.
 
Son düş bu. 
Son mektup.
Terk ettim kendimi.
 
eSo*

WordPress.com'da ücretsiz bir web sitesi ya da blog oluşturun.

Yukarı ↑